İrem Helvacıoğlu: “Sektörde kadının yerini değiştirmek isterdim”

Akşam Gazetesi’nden Bilgen Bülbül Coşkun’un röportajı…

Pandemi gölgesinde çekimler nasıl geçiyor?

Devam ediyoruz çalışmaya. Evet hastalık var, dikkat etmeye çalışıyoruz ama virüse yakalanmaya da çok açığız. En savunmasız sektörlerden biriyiz. Çünkü maskesiz çalışmak zorundayız. Bizde kendimizi korumaya çalışıyoruz. Vitaminlerimizi alıyoruz, bağışıklığımızı güçlendiriyoruz.

Müzik sektörü, setlere göre bir tık daha fazla yara aldı.

Televizyon sektörü aslında yara almadı. Bu dönemde evlere kapandığımız için sektörün büyüyen bir tarafı var ama sahne tarafına bakarsak o da yara aldı. Tiyatro oyunları durdu.

Sizin için pandemi nasıl geçti?

Açıkcası pandeminin ilk başlarında çok gergindim. Ne olduğunu anlayamamıştı kimse çünkü. Evden çıkmadım uzun süre. Kendime biraz zaman ayırdım. Normalde de kafe kafe gezen biri değilimdir.

‘Seni Çok Bekledim’ dizisinde size evet dedirten şey ne oldu?

Skala Medya ve DNZ Film ile dizimiz gün yüzüne çıktı. Okuduğumda beni heyecanlandıran ve meraklandıran bir hikayesi vardı. Nereye bağlanacak, nasıl devam edecek diye merak ettim. Bu kadar karmaşık bir hikayeyi anlatabilecek miyiz diye heyecanlandım. Güzel de anlatıyoruz.

Güzellik bir avantaj mıdır?

Bunun avantajı olup olmadığından emin değilim. Altın orana sahip bir kişiyi kamera karşısına koysan da o enerji oradan seyirciye geçmezse, sevilmez. Bunun güzellikle alakalı değil, kamera ve işin enerjisiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Ama bunları da aştığımızı düşünüyorum. Artık herkes her şeyi oynayabilir. Yeter ki inandırıcı olsun.

HERKES HER ŞEYİ OYNAR

Mesela sarışın, renkli gözlü bir kadın, kötü rolü oynar diye bir algı vardı.

O algı da artık kırıldı. Bunu gördükçe de mutlu oluyorum. Herkesin her şeyi oynayabileceği yere geliyoruz. Renkli göz deyince insanların aklına fettan biri geliyor. Aslında biz kabul etmesek de normal hayatımızda bu tarz kadınlar var. Sadece kara kaş kara gözlü kumral beyaz tenli insanlar yok. Rengarenk bir toplumuz.

Peki sizce erkeklerde bu ayrıştırıcı durum var mı?

Bence Yeşilçam etkileri kadınların üzerinde kaldı. O orada vardı. O da kırılmaya başladı.

Oyuncularla kadının sektördeki dertleri de konuşulmaya başlandı.

Sektörel anlamda değil dünya üzerinde kadın olmak zor. Hâlâ bir şeyleri anlatmaya çalışıyoruz. Bu neslin büyümesi gerekiyor biraz. Biz bunun mücadelesini veriyoruz ama ilerleyen yıllardır bizlerin çocukları bunun sefasını sürecek.

SEKTÖRDE EŞİTSİZLİK VAR

Kadın oyuncuların erkek oyunculardan daha düşük maaş aldığı konuşuluyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Neye göre değişiyor bilmiyorum ama her yerde bu durum böyle. Baktığınız zaman her yerde böyle. Aynı iş yükünü alıyorsun ama ücret aynı değil. Oyunculuk sektöründe de böyle bir eşitsizlik var

Son dönemde dijital projeler daha ilgi görürken televizyonda olmak sizin için bir risk midir?

Dijitalde olmak isterim. Televizyonda olup da dijitalde olmayacağım anlamına gelmiyor. Çünkü dijitalde daha belirgin saatlerin var. Artık televizyonda da kısır değiliz. Sinemada olanı da yurtdışında olanları da görüyoruz.

NEFES ŞİDDETTEN SIYRILAN BİR KARAKTER

Sihirli bir değneğiniz olsaydı sektörde neyi değiştirirdiniz?

Kadının yerini değiştirmek isterdim. Kadını daha net anlatabileceğimiz işlerin olmasını isterdim. Belki biz bir şeylerin değişmesini istiyorsak yaptığımız şeylerin üzerinden de gösterebiliriz bunu.

‘Sen Anlat Karadeniz’de kadını anlatabildiniz mi? Şiddet gören birini oynadınız.

Aslında ona tam olarak öyle demek istemiyorum. Çünkü şiddete karşı gelen bir kadını, oradan sıyrılan bir kadını oynadım. Ben bu işi, şiddetin içinden sıyrılan bir kadın olarak anlatmak istiyorum.

EN BÜYÜK KORKUM YANLIŞ ANLAŞILMAK

Attığınız adımların yanlış anlaşılmasından korkuyor musunuz?

Yanlış anlaşılmak, açıklayamamak evet, beni çok korkutuyor. Çünkü bazen bir kelimeyi unutursun ama o kelime her şeydir ya. Bunu beni tanıyanlar bilir ama orada kurmadığım kelime başka yerlere götürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir